May 2012
2 posts
May 16th
3 notes
Süper gerilim
Can sıkıntısından (fakirlikten) kim milyoner olmak istere başvuru formu doldur. Doldururken alabildiğine salla. 2 ay sonra arasınlar. Mülakat için aradılar diye önce sevin sonra bi gerilim başlasın. Mal mal 2-3 gün programın videolarını izle nasıl bir yarışmaydı diye iyice hatırlamak için. (Normalde salonun önünden geçmedikçe açıp izlediğim yok) (valla ukalalıktan değil, izlemiyorum) ...
May 3rd
2 notes
April 2012
1 post
Apr 2nd
6 notes
March 2012
1 post
Mar 12th
2 notes
December 2011
1 post
Mustafa Akdağ - Günce: Aylaklık Hakkı? →
mustafaakdag: Bireyleri 7/24 çalışmaya iten şirketler ve kapitalist sistem karşısında geniş halk kitlelerinin savunması gereken yegâne haktır. Zira, hiç bir birey bir başkasının boyunduruğu altında çalışmak için doğmamıştır. Elbette bu dünya’da yapılacak işler vardır ve yapılacaktır da. Ancak bu işlerin…
Dec 5th
8 notes
October 2011
1 post
Oct 20th
5 notes
September 2011
2 posts
Düşünün; başlıca dinlerimiz üç bin yıl öncesinin aynısı. İnsan nesli sürdükçe dinin de süreceğinden şüphem yok. Ama dünyada ve evrende yerimizi, rolümüzü algılamamız bu denli değişime uğramışken, asırlardır aynı dinleri kullanıyoruz. Fantezimiz ve idrakımızın bunca zenginleşmesi, derinleşmesine rağmen inancın yüceliğini bile kısırlaştırıyor mevcut dinler. Tabii, iktidarlarını korumak isteyen din...
Sep 17th
Sep 17th
August 2011
7 posts
4 tags
Aug 15th
5 notes
Aug 13th
4 notes
Aug 11th
5 notes
Aug 11th
2 notes
Aug 7th
2 notes
8 tags
Aug 7th
457 notes
Aug 5th
2 notes
June 2011
1 post
Jun 4th
5 notes
May 2011
3 posts
May 14th
2 notes
Bir an için insanların aptal olmadığını farz edelim. (Aslına bakılırsa insan için böyle bir şey söylemek imkansızdır, hiç olmazsa şu sebepten: İnsanı aptal kabul edersek kime akıllı diyeceğiz?) Ama insanoğlu aptal olmasa bile dehşetli nankördür. Nankörün nankörüdür. Hatta bana göre en uygunu, insanı iki ayaklı nankör bir mahluktur diye tarif etmektir. Ama bu kadar da değil, insanın başlıca...
May 4th
1 note
İnsanın kasten, şuurlu olarak zararlı, manasız, hatta son derece budalaca bir arzuya kapıldığı bir durum, tek bir durum vardır: Yalnız akla uygun şeyler istemek zorunda kalmayıp, ne kadar manasız olursa olsun istememek hakkına sahip olmak. Bu manasız istek, hele bazı hallerde bizim için bütün dünya nimetlerinin üstünde bir değer kazanabilir baylar. Bazen bize açıkça zararı dokunduğu ve çıkar...
May 4th
2 notes
April 2011
7 posts
Apr 29th
4 notes
they still sound the same...: Pornografi; 57... →
whitecoffeecup: pornografi is. Fr. Açık saçık yayın veya resim; edebe aykırı kitap veya resim. açık şaçık s. 1. Göreneğe aykırı derecede çıplak veya örtüsüz. 2. mec. İffetsiz, hafifmeşrep (kadın): “Ona bakıp beni de sakın açık saçık bir kadın sanma…” – H. R. Günpınar. edep, -bi is. Ar.
Apr 21st
4 notes
Apr 16th
17 notes
Apr 16th
3 notes
Çiçikov geride durarak onun dev gibi iri vücudunu incelemeye başladı. Küçük Viyatka atlarının sağrısı kadar geniş sırtına, yaya kaldırmlarına dökülen beton direkleri andıran bacaklarına bakarak içinden şöyle düşündü: ” Ah, Tanrım ne de özenerek yaratmış seni. İyi biçilmemiş ama, dikişi sağlam denilecek biri. Böyle ayı mı doğdun, yoksa hayat, tarlalar ve köylülerle uğraşmak mı seni...
Apr 14th
2 notes
“Çiçikov, Sobakiyeviç’e dikkatle bakınca bu defa onu orta boylu bir ayıya...”
– Ölü Canlar, Gogol
Apr 14th
3 notes
Apr 4th
17 notes
March 2011
4 posts
Mar 28th
5 notes
Bir Alex değilim nihayetinde
Vaktiniz değerli değil ise okuyunuz: (BOŞ İÇERİK) Birazdan okuyacağınız yazı ile bütün konsepti yerle bir edeceğimin garantisini veriyorum. Birden bire takipçilerimde gözle görülür bi azalma olacak diye de tahmin ediyorum. Ancak yazacağım bunu yoksa içimde kalacak. Dün Beşiktaş-Kayserispor maçını izliyordum ki aklıma geldi. Keşke futbol oynamayı bırakmasaydım dedim. Zira Beşiktaş’ta Ekrem...
Mar 21st
3 notes
“… Selifan daha sonra kamçısını sallayarak, başı sonu belirsiz bir türkü...”
– Ölü Canlar, Gogol
Mar 8th
2 notes
Mar 1st
9 notes
February 2011
6 posts
Misafir Sanatçı Kisvesi Altında...
1- Yirmili yaşlarda insanlar Dosto okur ve Dosto kendisini okuyanların götüne kazık geçirmekten büyük zevk alır.  Otuzlu yaşlarından ardından Tolstoy’la tanışılır ve hayatın gerçeğini anlar kişi, Dosto’nun yarattığı tahribatı olabilidğince gidermeye, tamir etmeye ve zihinsel yapısını temelden değiştirmeye başlar. Bu konuya eski bir yazıda değinmiştim, kendi kendime referans vermekten...
Feb 21st
1 note
Ben hasta bir adamım 2
Virgilius’a sesleniş: Sevgili Virgilius linkini attığınız yazınızı okumuştum, blogunuzu da sinsice takip ediyordum zaten. Tekrar okuyunca, dedim bir çift laf edeyim. Üzerinde durduğunuz konuyla alakalı, okuduğunuzda “yalan söylüyorsun ibne” diyeceğiniz bazı düşüncelerim var. İnanmayacaksınız, adım gibi eminim ama, zerre bencillik ve korku hissetmiyorum. Abartmış olmamak adına...
Feb 20th
3 notes
Ben hasta bir adamım (Dostoyevski'den arak başlık...
Merhabalar, şimdi epey saçma bir şeyden bahsedeceğim, sıkılabilir yahut gülebilirsiniz. Şahsen pek de dert etmiyorum. Bunun üzerine önceleri çok düşünüyordum, zira işsiz güçsüz bir kimseydim. Şimdi düşününce ne malmışım diyorum. Aslında şimdi malım sanırım. Mal değil de köle diyelim. İlerleyen satırlarda bunu açıklayacağım. Şu günlerde kesinlikle boş zaman bulamıyorum. Oysa ki hep şöyle...
Feb 19th
6 notes
ergenliğe dönüş
Ailenizin ikinci ve küçük çocuğuysanız dostlarım, kusura bakmayın fakat yarrağı yemiş olarak doğmuşsunuz dostlarım. Tecrübe ile sabittir. Asla karar verecek kapasitede olamayacaksınız. Çünkü siz her daim, o sümüklü küçük çocuksunuz. Aklınız vardır. Ailenizdeki tüm bireylerden daha zeki de olabilirsiniz. Ama sümüklüsünüzdür. Elinizden geleni yaparsınız. Daha iyisini sağlamak adına gece gündüz...
Feb 14th
6 notes
Der Handschuh
ELDİVEN Arslanların bahçesi önündeki alanda Oynayacak oyunu görmek için su anda, Kral oturuyordu. Yaninda ülkesinin büyükleri toplanmış, Yükselen tribünler üstünde sıralanmış, Bir demet çiçek gibi hanimlar duruyordu. Kral parmağıyla bir işaret yapar yapmaz, Demirden, koskocaman kafes açılır biraz, Düsünen adımlarla yavaş yavaş bir arslan, Çıkar geniş kapıdan; Etrafına baka baka...
Feb 5th
3 notes
şunca zaman ne yaptım:
Buradan görebilirsiniz. http://ugurunsoy.blogspot.com
Feb 4th
5 notes
January 2011
6 posts
Jan 22nd
Beyin ve kalbi midede taşımak üzerine bir yazı
Bundan 9-10 sene evvel olsa gerek, dişçiye gitmiştim. Tatlıya olan tutkunluğumdan ötürü sık sık gitmem gerekiyordu.O günlerde azı dişim ağrıyordu. Şöyle bir eğilip baktı doktor; elindeki parlak demir bi çubukla dişime bir kaç kez vurdu. Dedi, çekilecek, dolgu falan kurtarmaz. Küçük bir oğlan çocuğuyken iğneden çok korkardım. Nedenini tam kestiremiyorum fakat hayal meyal, 3-4 yaşlarımda g.te yenen...
Jan 20th
2 notes
Jan 15th
8,876 notes
Jan 8th
3 notes
10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz diye...
Dostlarım, sizlere kendimden defalarca bahsettim. Nasıl düşünüyorum, ne zaman vazgeçiyorum vesaire. Şimdi ise gelecek planlarımdan bahsedeyim. Safi sıkıntı ile dolu olduğum ve üzerine yazabileceğim bir konu bulmakta zorlandığım bir gün bugün. Şimdi, benim ortalama bir insan olduğum aşikar. Örneklendirmelere gerek yok. Bayağı normal bir insanım. Normal tanımı hakkında Bülent Ortaçgil’in...
Jan 3rd
3 notes
“Gelin tanışık edelim İşin kolayını tutalım Sevelim, sevilelim Bu dünya...”
– Yunus Emre
Jan 2nd
3 notes
December 2010
4 posts
Dec 15th
3 notes
(İvan Fyodoroviç) Bak canım, on sekizinci yüzyılda ihtiyar bir günakar, (Voltaire’den bahsediyor) Tanrı olmasaydı onu icat etmemiz gerekecekti: S’il n’existait pas Dieu il faudrait l’inventer, diye bir hikmet savurmuş. İnsan Tanrıyı icat etti. İşin garip, şaşmaya değer yanı, Tanrının gerçekten var olması değil, böyle bir fikrin Tanrı ihtiyacı fikrinin, insan gibi vahşi...
Dec 11th
2 notes
(İvan Fyodoroviç) -Tam tersine, bu rastlantı şaşırttı beni! diye bağırdı. İnanır mısın, ötekinin evinde deminki karşılaşmamızdan sonra hep bunu, yirmi üç yaşımın toyluğunu düşünüyordum. Sen de şimdi içimi okumuş gibi bundan söz açıyorsun. Burada oturmuş kendi kendime ne diyordum, biliyor musun: hayata inanmasam, sevdiğim kadına sırt çevirsem, dünyanın gidişine inancım kalmas, hatta tam tersine,...
Dec 10th
Üşenmedim, Engin Ardıç'a Mail Attım
Sayın Engin Ardıç, Ben Uğur Ünsoy, 22 yaşında bir güzel sanatlar üniversitesi öğrencisi, aynı zamanda serbest olarak çalışan bir grafik tasarımcıyım. Engin bey, bilemiyorum sizin zamanınızda hak ve özgürlükler nasıl aranıyordu. Protesto hakkı nasıl kullanılıyordu. Ne yazık ki o dönemlerde ya çok küçük bir çocuktum yahut yaşamıyordum bile. Söylediklerinize inanmıyorum Engin Ardıç. Daha doğrusu...
Dec 8th
5 notes
November 2010
7 posts
Tembeller hareketi vol.1
Bölüm I İşçileri uzaktan izliyordum. Çünkü uğraşacak herhangi bir meşgalem yoktu. Ola ki kazayla bi tespit yaparım. Aklınızı alırım diye onları uzaktan seyrediyordum. Limanda iki işçi vardı. Konteynerden aldıkları kutuları kamyonlara yüklüyorlardı. Kesinlikle hiç bir konuşma yoktu aralarında. Robot gibiydiler. Sanki o sıra kafalarında ellerindeki kutuları kamyonlara yüklemekten başka bir şey...
Nov 30th
3 notes
sır
“bir insana sırrını verirsen, özgürlüğünü vermiş olursun.” demişler. ne iyi etmişler. Melaine isimli tumblr kullanıcısının submitidir. Kendisine teşekkür ediyorum.
Nov 26th
1 note
“(Dmitri Fyodoroviç) Fırtınadır bu, şehvet fırtınadır, fırtınadan da ileridir!...”
– F.M. Dostoyevski, Karamazov Kardeşler, Cilt I, Kitap III, Bölüm III (Ateşli Bir Kalbin Manzum İtirafı) Sf 137
Nov 24th
Merhaba
Sevgili dostlarım, ben Uğur Ünsoy, bir yalancıyım. 22 yıldır yalan söylemekteyim. Buraya yazdığım denemelerdeki edebiyatı pek bir seven, sanat ile şöyle böyle uğraşan, aklı selim, zorda kalmadıkça doğruluktan şaşmayacağını iddia eden, ortalama üstü bir zekaya sahip olduğu izlenimini veren, varoluşçuluk ve nihilizm üzerine düşüncelere sahip olan ben, bir yalancıyım. Nedenlerini tek tek...
Nov 15th
3 notes